ANASAYFA RSS KAYNAĞI FOTOĞRAF GALERİ KÜNYE   Üye Ol - Üye Girişi 
Pendik Belediyesi'nin yaptığı çalışmalardan memnun musunuz ? - (12.02.2011 15:46:12)
Evet
Haberim yok
Hayır
  Çok Okunan Yazılar
Dünün Dünyası...
Hürrem mi Şehzade Mustafa' yı öldürttü, yoksa Kanuni mi ?...
Bir kaç kadın köşe yazarına !...
İnternet Nedir ?...
Google - Türkiye İlişkisi...
huseyın gu 22.01.2012
sehıtler olmez
tayyip erd 14.01.2012
tansu hanım
Dr.Ali KIP 16.12.2011
ALLAH RAZI OLSUN
mehmet ras 27.11.2011
khk
u karapina 15.11.2011
bilgi istiyorum
enver çeli 26.10.2011
başlığı geç
mehmet öze 03.10.2011
polis koleji
ne önemi v 26.08.2011
bu kadarda yapmayın ya
Dr.Elmas K 25.07.2011
Konya için sevindim
Murat KART 25.07.2011
Tabiki kabul etmeyecek
yasemin Dk 12.06.2011
Uyan türkiye!
irem kasır 21.05.2011
yenge yenge
ahmet kürt 15.05.2011
kürtlere zülmedenler a
kerem kere 09.05.2011
rezalet
Dr.Emine D 24.04.2011
bilimsel bir çalışma o
ahmet yasi 16.04.2011
el beşir
ömer asaf 10.04.2011
depreme hazırlık
CEMİLE 05.04.2011
bravo elçiye
mevlüde ba 03.04.2011
memnuniyet
cemalettin 03.04.2011
neyaptın
Döndü Sene 02.03.2011
liposuction
Dr.Salih D 28.02.2011
harika çalışma
didem kalı 27.02.2011
çok güzel
mustafa DE 23.02.2011
Yurdumuzdaki hukuk uyg
Diyetisyen 21.02.2011
saglıklı meycips
selahattin 19.02.2011
ögrencilere müjde
evren pola 11.02.2011
nokia ve apple
kaaneker 23.01.2011
yazzık
duygu ALTI 14.01.2011
zayıflamak ve obezite
NURAN DİKB 11.01.2011
KIL KOPAR
Dünün Dünyası
   Tarih:12.08.2011 15:29:14
         Mücahit ŞİMŞEK mucahit@pendikteyasam.com  
 Dünün Dünyası
  Büyült / Küçült :  14 Punto 16 Punto 18 Punto


           Burada anlatacaklarım sadece benim yazgım değil, bütün bir neslin yazgısı -tarihte hiçbir neslin yaşamadığı kadar çok şey yaşamış, eşi benzeri olmayan bir neslin yazgısı, bizim neslimizin yazgısı. Onca insan arasında bir Avusturyalı, bir Yahudi, bir yazar, bir hümanist ve barış yanlısı biri olarak, bu sarsıntıların en şiddetli olduğu yerlerde bulunmuş olmam konusunda önceliği kendimden başka kimseye tanıyamam. Evimi ve bütün varoluşumu üç kez altüst ettiler, beni eskiye ait olanın ve geçmişin her türlü bağından koparıp olağanüstü bir acımasızlıkla boşluğa -bana zaten aşina olan- nereye gideceğimi bilmediğim bir boşluğa fırlattılar. Ama şikayetçi değilim; özellikle vatanı olmayan kişi başka türlü özgür olur, artık hiçbir yerle bağı olmayan birinin, dönüp hiçbir şeyi hesaba katması da gerekmez. İşte bu nedenle en azından bir dönemi doğru bir şekilde anlatmanın en önemli koşulunu yerine getirdiğimi ümit ediyorum: doğruluk ve tarafsızlık.

           Eserlerim, onları yazdığım dilin ülkesinde, milyonlarca dost okur bulduğu ülkede yakılıp kül oldu. İşte şimdi ben de hiçbir yere ait değilim, her yerde bir yabancıyım ya da olsa olsa bir konuğum; yüreğimin seçtiği, gerçek vatanım dediğim Avrupa, kardeş kavgasında ikinci kez intihar edercesine paramparça olduğunda benim için yitip gitti. Zamanın vakayınamesinde aklın en korkunç yenilgisine ve vahşetin en acımasız zaferine kendi isteğim dışında tanık oldum. Her günüm bir önceki günümden, her yükselişim her düşüşümden o kadar farklıydı ki, bazen ben bile, acaba sadece bir değil de, birbirinden tamamen farklı birden fazla hayatım mı oldu, diye düşünmüşümdür. Çünkü farkında olmadan ''hayatım'' dediğimde, ister istemez ''Hangi hayatım?'' diye sorduğum çok sık olur. 1. Dünya Savaşı'ndan önceki mi, yoksa 2. Dünya Savaşı'ndan önceki mi, yoksa bugünkü hayatım mı? Bugünümüz, dünümüz ve önceki günümüz arasındaki tüm köprüler yıkıldı.

           Tekrarı olmayan şeyler yaşadık, geçmişte tarihin her bir ülkeye, her bir yüzyıla gıdım gıdım verdiği her şeyi fazlasıyla yaşamak zorunda kaldık. Bir nesil olsa olsa bir devrim görmüştür, bir başka nesil darbe yaşamıştır, bir diğeri bir savaş, bir başkası kıtlık, bir diğeri ülkesindeki ekonomik çöküşü - Tanrı'nın kayırdığı bazı şanslı ülkeler ve nesiller ise bunların hiçbirini yaşamamıştır. Bugün altmış yaşında olan ve önünde yaşayacak çok az zamanı kalan bizler ise neler görmedik, geçirmedik ve yaşamadık ki! Akla gelebilecek tüm felaketlerin koca bir kataloğunu baştan sona katettik. Sadece ben bile, insanlığın gördüğü en büyük iki dünya savaşının da tanığıyım. Savaş öncesinde bireysel özgürlüğün en yüksek basamağına çıktım ve onun her biçimini yaşadım, ama savaş sonrasında özgürlüğün, insanlığın yüzyıllardır hiç görmediği kadar dibe vurduğuna tanık oldum, saygı gördüm, aşağılandım, özgürlüğü yaşadım, tutsaklığı tattım, zengin oldum, yoksul düştüm... Mahşerin dört atlısı hayatımdan dolu dizgin geçti; devrim ve kıtlık, devalüasyon ve terör, salgın ve sürgün; büyük kitle ideolojilerinin, İtalya'da Faşizmin, Almanya'da Nazizm'in, Rusya'da Bolşevizm'in ve özellikle Avrupa kültürümüzün çiçeklerini solduran vebaların vebası Nasyonalizm'in gözlerimin önünde büyüdüğüne ve yayıldığına tanık oldum. Son elli neslin yüzyıllardır görmediği ve gelecekteki nesillerin de katlanmak zorunda kalmayacağını umut ettiğim, ilan edilmeksizin patlak veren savaşlar, toplama kampları, işkenceler, kitle soygunları, savunmasız kentlerin bombardımana tutulması gibi tüm vahşilikleri yaşamak zorunda kaldık.

         Bizlerin yaşadığı bu gerilimli, dramatik sürprizlerle dolu hayatı belgelemeyi görev saydım, çünkü -tekrar ediyorum- her birimiz bu korkunç değişimlerin tanığı idik, daha doğrusu hepimiz tanık olmak zorunda kaldık. Devletin taleplerine sürekli boyun eğmek, en aptalca politikaların kurbanı olmak, en akla hayale sığmayacak değişimlere ayak uydurmak zorundaydık ve ne kadar karşı koyarsak koyalım, hepimiz ortak bir yazgıyla zincire vurulmuştuk. Bu nedenle geçmişe bakıp yaşamımı belli bir tarihte geçici olarak sonlandırmamın bir amacı var. Çünkü 1939 yılının Eylül'ü, bugün altmış yaşlarında olan bizlerin yetiştiği ve eğitildiği bir çağa nihai bitiş çizgisi çekmiştir. Anılarımı savaşın ortasında, yabancı bir yerde ve hafızamı canlandıracak en küçük bir yardım olmaksızın yazıyorum. Otel odamda elimin altında tek bir kitabım, tek bir mektup yok. Hiçbir yerde bilgi alma imkanım yok. Tüm geçmişim hakkında sahip olduğum tek şey, hafızamda kalanlar. İşte bu yüzden bu anıları yazıyorum. Benim yerime siz konuşun -siz seçin ey anılar- karanlığın derinliklerine gömülmeden hiç olmazsa bir ayna tutun yaşamıma!

         Bir yazarın -Stefan ZWEIG'ın- anılarını anlattığı Dünün Dünyası adlı kitabının önsözünden alıntı bu cümleler. Sesinin duyulmasını istediği, yaşadıklarının sadece yaşanmışlıktan ibaret  kalmamasının bir sonucudur bu önsözü okumam ve bu trajik cümleleri paylaşmak istemem. Yazar daha ilk sözden yaşadıklarının, gördüklerinin, çektiklerinin vehametinden o kadar üzüntüyle bahsetmekte ki, varın siz düşünün kitabın geri kalanını.

         Hitlerin Faşizm'den kaçan Zweıg, Brezilya'da sürgündeyken 1942'nin Şubat ayında bir otel odasında karısıyla birlikte intiharı seçmiştir. O güne kadarki yaşadıkları ağır gelmiştir şüphesiz; yurduna ve ailesine veda etmek, dünyaya da vedayı beraberinde getirmiştir.

         Son olarak; her fırsatta demokrasi, insan hakları, medeniyyet diye ahkam kesen Avrupa'nın öz be öz evladının kurduğu cümleleri başından sonuna kadar hep beraber okumuş olduk. Bu yaşananlar o kadar da uzak değil...Daha altmış sene öncesine ait. Ortaçağ karanlığı, Yüzyıl Savaşları, Dünya Savaşları, Atom Bombaları, Irkçılık... Modern Avrupa'nın takıntığı maskelerden birkaçı...İşte Dünün Dünyasında bunlar var. Yaşadığımız  an da bundan pek farksız değil sanırım. Peki; ya yarın...Yarının Dünyası? Bir fikri olan var mı? Öngörüsü olan var mı?


 Yazıyı Ekle ;  Google    Facebook    Digg    Del.icio.us

 Yazı Yorumları  yorum ekle

Bu yazıya henüz yorum yazılmamış ilk yorumu siz yazmak istermisiniz
NOTEBOOK HOPARLÖRÜ

Pierre Cardin Mayo

samsun oto kiralama

karacaoğlu asansör
Güncel  Gündem  Spor  Yaşam  Medya - Magazin  Sağlık  Ekonomi  Eğitim  Siyaset  Kültür - Sanat  Dünya  Sinema  Teknoloji  alış veriş grisepet Künye pendik pendik haberleri en ucuz kdv samsun oto kiralama Tungsten Karbür Kaplama bu fırsat benim giydirme cephe cephe display

pendikteyasam.com adresi üzerinde bulunan fotoğraf ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
MS Haber bir MS Teknoloji hizmetidir.